Sık Sorulan Sorular

Türk millî eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda öğrencilere; 

a) Bireysel farklılıkları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim hizmeti sunulması,

b) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılması,

c) Özel eğitim hizmetlerine erken dönemde başlanması,

ç) Özel eğitim hizmetlerinin özel eğitim ihtiyacı olan bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan, toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanıp yürütülmesi,

d) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitsel performansları doğrultusunda amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitim görmelerine öncelik verilmesi,

e) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerini sürdürebilmeleri için kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılması,

f) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için BEP geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması,

g) Ailelerin, özel eğitim sürecinin her aşamasına aktif katılmalarının sağlanması,

ğ) Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde üniversitelerin ilgili bölümleri ve özel eğitim ihtiyacı olan bireylere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde çalışılması, esastır.

Down sendromu bir hastalık değildir. Genetik bir farklılıktır. Down sendromunu iyileştirecek veya yok edecek bir tıbbi tedavi yoktur. Tek yol eğitimdir.

Yürüyecek mi? ………………………………Evet
Dişleri çıkacak mı? …………………………Evet
Konuşacak mı?..............................................Evet
Tuvaletini söyleyecek mi?.............................Evet
Özbakım becerisi kazanacak mı?................Evet

"Çocuğun genleri öğrenme yeteneğini etkileyebilir ancak öğrenme fırsatını yaratacak olan, ailenin ona sağlayacağı eğitim imkanlarıdır." Ailesi, ait olduğu çevre ve okul çocuğunuzun gelişiminde genleri kadar etkili olacaktır. Down sendromlu çocuğun ileride ulaşabileceği düzeyi bebeklikte tahmin etmek imkansızdır. Ancak biliyoruz ki; Down sendromlu insanların çok büyük çoğunluğu okuma yazma öğrenir, ilköğretimi tamamlar. Hatta lise veya 2 yıllık üniversite okuyan, ikinci dil öğrenenler vardır. Çalışma hayatına katılıp, yarı bağımsız hayatlar sürebilmektedirler. Ancak bu durum, doğumdan itibaren başlayan, düzenli ve disiplinli bir çalışmanın sonucudur. Çocuğu doğru değerlendirerek ayakları yere basan, gerçekçi gelecek planları yapılmalıdır. Down sendromlu bireylerin gelişimleri geriden gelmektedir. Bu gerilik yaş büyüdükçe daha belirgin olarak gözükmekte, ama uygun eğitim programları ile onlar da pek çok başarıya imza atmakta ve toplum hayatı içinde anlamlı hayatlar kurabilmektedirler. Burada erken ve sürekli eğitim ve bol tekrar en önemli faktördür.

Ailelerin ikamet adreslerinin bulunduğu İlçe Emniyet Müdürlüklerine bağlı 'Olay Yeri İnceleme' ve 'Kimlik Tespit Büro Amirlikleri'ne giderek 'Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun 5. Maddesi A Bendi'ne istinaden gönüllük esasına göre parmak izi ve fotoğraflarının alınıp emniyet sistemine kaydedilmesini istemelerini tavsiye edebilirsiniz. 

Hemen! Erken ve sürekli eğitim... Eğer çok ciddi bir sağlık sorunu yoksa 0-2 ay içerisinde erken müdahale ve fizyoterapi başlamalı. Tüm çocuklar için eğitim doğduğunda başlar. Down sendromlu bebekler diğer bebeklerden daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Ama diğer bebekler gibi onlar da ailenin kabullenmesine, sevgisine, iletişimine ihtiyaç duyarlar. Aileler bebeklik döneminde çocuğun gelişimde kilit rol oynamaktadırlar. Bebekle oynamak, konuşmak, şarkılar söylemek, yeterli uyaran almasını ve sosyal ortamlara sokarak farklı çevreleri tanımasını sağlamak önemlidir. Ama bütün bunlarla birlikte doğumdan itibaren fizyoterapist ve özel eğitim uzmanı desteği almak da gerekmektedir. Down sendromlu bebeklerin gelişim geriliği yaşadığı bilinen bir gerçektir. Bu sebeple çocuğun geri kalmasını bekleyip bir yaşından sonra müdahaleye başlamak doğru değildir. Hedef gecikme başlamadan desteğe başlayarak zaman içinde yaşıtları ile arasında açılacak makasın mümkün olduğunca dar tutulması olmalıdır.

İş, İstihdam, Mesleki Eğitim, Özlük Haklar, Emeklilik, Sağlık Yardımı, Engelli Aylığı, Muhtaç Aylığı, Engelli Bakım Hizmetleri, Vergi İndirimi Ve Araçlar, Eğitim, Engelli Kimlik Kartı, İndirimler, Fiziksel Çevre Düzenlemeleri, Sosyal Yardımlar, Spor, Medya, Ayrımcılık konularındaki yasal haklarınızı öğrenmek için tıklayınız!

Ram raporunun çıkarılması aşamasında Rehberlik ve Araştırma Merkezinde toplanan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunda ailenin söz hakkı vardır. 

Fizyoterapi ve özel erken eğitim programlarından bahsedilmektedir. 0 ay itibari ile eğitime başlamak çok önemlidir. Bu desteklere ücretsiz olarak ulaşmak mümkündür. Bunun için bebeğin tanı sonucu ile birlikte Sağlık Bakanlığı'nın duyurduğu hastanelerden birine giderek bebeğin engel derecesini ve durumunu belirten bir kurul raporu almak ve bu raporla birlikte ikamet edilen bölgedeki Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) giderek rapor çıkartmak gerekmektedir. Bu rapor ile aileler MEB'e bağlı özel rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz eğitim alabilmektedirler.

ÖZÜRLÜ SAĞLIK KURULU RAPORU VERMEYE YETKİLİ HASTANELER İLE ÖZÜRLÜ SAĞLIK KURULU HAKEM HASTANELER LİSTESİ
REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZLERİ  
T.C.MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Down sendromlu insanların yaşam süresi eskiden tıbbi müdahale imkanlarının kısıtlı olması nedeni ile daha kısaydı, o nedenle bazen bu yönde algılar olduğunu görebiliyoruz. Günümüzde Down sendromlu bireylerin yaşam beklentileri ortalama 50-55 yıldır ama bazı rahatsızlıklara daha yatkın olabilmektedirler. Bu yüzden sağlık kontrollerinin aksatılmadan ve zamanında yapılması, doğru sağlık danışmanlığının alınması hayati önem taşımaktadır. Sağlık kontrol listesi ihmal edilmemelidir.

Down sendromlu bir çocuk sahibi olmanın aile yapısını veya diğer kardeşleri olumsuz etkileyip etkilemediği araştırılmış ve bu konudaki önyargıların doğru olmadığı anlaşılmıştır. Yapılan araştırmalarda boşanma oranının diğer popülasyona göre daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Kardeşlerde, Down sendromlu bir kardeşle yaşamın hem zorlayıcı hem de güçlendirici etkilerine maruz kaldıkları için hoşgörü, yardımseverlik gibi değerlerinin daha güçlü geliştiği belirtilmektedir.

Her çocuk gibi Down sendromlu çocuklar da farklı zeka seviyesine, yetenek ve kişiliğe sahiptirler. Burada kilit nokta çocuğunuzun kapasitesini maksimum düzeyde kullanabilmesi için zamanında ve doğru desteği alabilmesidir. Erken eğitim programları, fizyoterapi, dil terapisi, alternatif terapiler, oyun grupları gibi seçenekler aileler tarafından iyice değerlendirilmeli ve doğru kaynaklara ulaşılarak karar verilmelidir.

Zihinsel engelli olmak duygusal engelli olmak demek değildir. Down sendromlu bebekler her bebek gibi her şeyden önce beslenme, temizlenme, sevilme ihtiyacı duyan, acıkınca, sıkılınca ağlayan, kızan, küsen, gülen, geceleri sizi uyutmayan bebeklerdir. Down sendromlu gençler de cinsel kimlikleri bulunan, ergenlik bunalımı yaşayan, aşık olan, kalbi kırılan, kardeşi ile kavga eden, kapıları vurup bangır bangır müzik dinleyen, gülen, dans eden gençlerdir. Bizler gibi onlar da tüm duyguları yaşarlar.

Çocuklar 18 yaşına gelene kadar sorun yok. 18 yaşını geçen tüm Türk vatandaşları için sağlık sigortası zorunlu. Ancak okul devam ettiği müddetçe bu süre başlamıyor. Okul bittikten 120 gün sonra sigorta başlamak zorunda. Bu kural engelli-engelsiz herkes için geçerli.

18'ini dolduran engelli eğer çalışmıyorsa ve raporu %60 veya üzeriyse anne veya baba üzerinden SGK sağlık sigortasi alabiliyor. Bunun için kimlik ve sağlık raporu ile bağlı bulunduğu SGK'ya başvuruyor. (Yalniz SGK bu rapora el koyuyor ve geri vermiyor, o nedenle sürekli rapor varsa başka bir rapor çıkartıp gitmek lazim.) SGK bir kurula sevk ediyor ve yeniden bir sağlık raporu çıkarttırıyor. Bu raporu da aileye vermiyor, dosyalıyor. Buna istinaden sağlık sigortasi başlıyor. Eğer engelli birey çalışıyorsa SGK kesinlikle engelli hakkını kullandırtmıyor, mevcut raporu da iptal ediyor. Diyelim ki genç rapor aldı, annesinin SGK’sını kullanıyor, sonra işe girdi, bu hakkı iptal oldu, ama sonra işten çıktı. Tüm süreç sıfırdan yeniden başlıyor.

İşe başladığında ayda ister 1 gün ister 30 gün çalışsın fark etmez, bu hakkı kaybediyor. Eğer part time çalışıyorsa işe girdiği an itibariyla tahakkuk eden zorunlu sigorta priminin geri kalan kısmını da kendisi ödemek zorunda kalıyor. Bu tutar normalde 260 tl. Ama aile bunu kafasına göre ödeyemiyor, kaymakamlığa gidip gelir testi yaptırması gerek, sonrasında devlet ne kadar ödeyeceğini aileye bildiriyor. Burada ailenin gelirine göre yeşil kart vs alınabiliyor. Bu gelir testinin belirlediği tutar ilk tahakkuk tarihine geri dönük olarak uygulanabiliyor.

Rehberlik ve Araştırma Merkezinde, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu toplanacağı zaman aileye bilgilerin yer aldığı bir dilekçe imzalatılır. Dilekçenin altında “Şu tarihte yapılacak olan özel eğitim değerlendirme kuruluna davetlisiniz” yazısı vardır. Bu dilekçe dışında da Rehberlik ve Araştırma Merkezinde çocuk değerlendirmeye alındıktan sonra öğretmenler ya da yöneticiler tarafından aileye değerlendirme kurulunun ne zaman olacağıyla ilgili bilgi verilir. Davet bu şekilde olur. Ailenin Kurulda oy hakkı bulunmaktadır. Aile isterse bu kurula katılıp görüş belirtebilir. Kurulda karar, oy çokluğuyla alındığı için ailenin istemediği bir sonuç çıkarsa da aile İlçe Özel Eğitim Hizmetlerine itiraz edebilir.