Söz+1 Özsavunucu Grubu üyesi gençlerimizden Özgün Senem Tatlıtürk'ün Sanatçı Özgün Uğurlu'yla yaptığı röportaj yayımlandı.

 

Senem Tatlıtürk: Herkes sizi sanatçı Özgün olarak Tanıyor. Peki Özgün, günlük yaşantısında nasıl biri?

Özgün: Diğer insanlar gibi spor yapıyorum. Sinemaya gitmeyi, işimi yapmayı, kitap okumayı, dizi izlemeyi, ailemle vakit geçirmeyi seviyorum.

Senem Tatlıtürk: Down sendromu denildiğinde aklınıza ne geliyor?

Özgün: Ediz geliyor. Oğlum geliyor. +1 fark aklıma geliyor. Daha neler yapabiliriz sorusu aklıma geliyor.

Senem Tatlıtürk: Sizce Down sendromlu bireylerin özel gereksinimleri nelerdir?

Özgün: Down sendromlu bireylerin erken eğitim almaları gerekiyor. Ediz 2 aylık olduğundan itibaren eğitimlerine başlandı. Biz de yardım ettik. İhtiyaç duyduğu alanlarda destek olmak, yardımcı olmak gerekiyor.

Senem Tatlıtürk: Gündelik yaşamda Down sendromlu bireylere yeterince yardımcı olunuyor mu?

Özgün: Bence gündelik yaşamda yardımcı olunmuyor. Sadece Down sendromlu bireyler için değil tüm insanlar kendi koşuşturmacasında. İnsanlar çevresinde olanları görmezden geliyorlar. İnsanlar Down sendromlu bireylerin ihtiyaçlarının, gereksinimlerinin farkında olsunlar. Böylece günlük yaşamda daha rahat yaşarlar.

Senem Tatlıtürk: Down sendromlu çocukların eğitimde yaşadığı zorluklar nelerdir?

Özgün: Down sendromlu çocuklar bazı şeyleri diğer normal gelişim gösteren çocuklardan yavaş yapıyorlar. Mesela geç konuşabiliyorlar, geç yürüyebiliyorlar. Bunun için onlara destek olmak, sabır göstermek gerekiyor. Bu eğitimde de kaynaştırma sınıfları çok önemli. Kaynaştırma sınıflarında gölge öğretmenler var ve onlara yardım ediyorlar.

Senem Tatlıtürk: Down sendromlu çocuklara okulda nasıl bir eğitim verilmeli?

Özgün: Kaynaştırma sınıflarında eğitim almaları gerekiyor. Dil terapisi, fizyoterapi gibi özel eğitim almaları gerekiyor. Okul öğretmenlerinin de desteklenmesi gerekiyor. Özel eğitimde neler yapılıyor, gereksinimleri ne, sınıflarda neler yapmalıyız bunlar araştırılmalı.

Senem Tatlıtürk: Down sendromlu gençlere nasıl davranılmalı?

Özgün: İnsanlar birbirine iyi davranmalı. Down sendromlu bireylere iyi, diğerlerine kötü ya da tam tersi davranılmamalı. İnsanlar eşit yaşamalı ve birbirine eşit davranmalı. Anlayışlı ve birbirlerinin eksikliklerini tamamlayıcı şekilde davranmalı. O yüzden insanların birbirlerini tanımaları ve birbirlerine fırsat vermeleri gerekiyor.

Senem Tatlıtürk: İş hayatında olan Down sendromlu gençleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgün: Tabi dünya üzerinde pek çok genetik farklılıklarla hayata başlayan birçok birey var. Bunların içerisinde en şanslıları Down sendromlular. Çünkü kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar, iş hayatına atılabiliyorlar. Özellikle doğru yönlendirmeyle oyunculuktan, işletmeciliğe, müzisyenlikten dansçılığa, pek çok meslek alanında bulunuyorlar. O yüzden çok olumlu buluyorum. Çalışmayı çok seviyorlar. Her zaman desteklenmeliler. Türkiye'de de bu tür istihdamlar sağlanıyor. Down Sendromu Derneği de bu alanda çalışıyor. Pek çok firma onlara bu konuda destek oluyor. Bu şirketlerin artması, daha çok desteklenmesi gerekiyor. Sizlerin iş hayatına daha fazla katılması gerekiyor.

Senem Tatlıtürk: Ediz'in büyüdüğü zaman iş hayatında nerede olmasını isterdiniz?

Özgün: Ben çok şanslıyım çünkü sevdiğim işi yapıyorum. Türkiye'de herkes bu kadar şanslı değil. Çünkü okul bittikten sonra ekonomik sebeplerden dolayı istemediği işe giden birçok kişi var. Ya da istemediği bir bölümü okuyor. Ediz'in de yapmak istediği meslek ne ise o olsun. Ediz daha çok küçük ama şu anda müzikle ilgileniyor. Dans etmeyi, taklit yapmayı çok seviyor. Annesi de ben de müzisyeniz. Sanatla ilgileniyoruz. İlerde de sanatın bir dalıyla ilgilenir diye düşünüyorum.

Senem Tatlıtürk: Down sendromlu çocuğu olan ailelere neler önerirsiniz?

Özgün: Mutlaka diğer ailelerle iletişime geçsinler. Özellikle yeni öğrenmiş olanlar, çok küçük bebeği olanlar. Hemen dernekle iletişime geçsinler ki onlar daha tecrübeli ailelerle iletişime geçmelerine destek olurlar. İnsanlar kendilerini yalnız hissediyor. Down sendromlu çocuk sahibi olduğunda aslında ne kadar güzel şeylerle karşılaşabileceğini bilmiyor. Maalesef özellikle ilk dönemlerinde anne babalar üzülebiliyor. Çünkü insan hayatta bilmediği şeyden korkar. Hayatta başına ne geleceğini bilmediği için o aileler de korkabiliyor. Fakat diğer ailelerle konuştukları zaman, daha tecrübeli insanlarla bir araya geldikleri zaman bu onları rahatlatıyor. Eğitime ne kadar erken başlarlarsa bu onlar için o kadar faydalı oluyor. Hemen bir dernekle irtibata geçsinler. Ben Down Sendromu Derneği ile iletişime geçmiştim. Bununla ilgili okusunlar, araştırsınlar, ihtiyaçlarının ne olduğunu belirlesinler. Asla umutsuzluğa ve ümitsizliğe kapılmasınlar. Onları aslında çok güzel çok keyifli bir hayat bekliyor.

Senem Tatlıtürk: Down sendromlu bireylerle bir arada bulunmamış kişiler ne söylemek istersiniz?

Özgün: Türkiye'de Down sendromlu bireylerin çalıştığı pek çok yer var. Down sendromlu bireyleri görmeleri gerekiyor. Görmezden gelmemeleri gerekiyor. Onları tanımaları gerekiyor. Ben o konuda Ediz'in şanslı olduğunu düşünüyorum çünkü sosyal medya üzerinden çok fazla insan tanıyor. Ediz'i görmeseler bile Down sendromu hakkında bir fikir sahibiler. Down sendromlu bireylerden korkan insanlar var. Ama maalesef ki ben de Ediz dünyaya gelmeden önce bu kadar bilgili değildim. Benim de çekincelerim vardı. O yüzden bir araya gelsinler. Onları tanısınlar, onlara fırsat versinler. Emin olsunlar ki kendilerinden çok daha iyi insanlarla tanışacaklar.